Palestinian adolescent refugees are at increased risk for behaviors that can lead to poor health outcomes, such as high-risk substance use. This research focuses on the prevalence of substance use and its relationship with depression among adolescent male refugees in Palestine’s North-West Bank. A cross-sectional study was conducted in five of seven refugee camps to gather data using a proportional stratified sampling technique. A structured questionnaire-based interview was conducted to gather sociodemographic data, self-reported substance use, and depression scale information. Additionally, urine screening tests were used to detect the presence of different drugs in participants’ urine samples. The final sample size consisted of 386 refugee males; 24.0% were currently employed, and 13.7% had previously worked. For self-reported substance use, 26.9%, 12.4%, 28.0%, 37.0%, and 60.4%, 2.6% of adolescents reported current use of cigarettes, e-cigarettes, waterpipe, coffee, energy drinks (ED), and alcohol, respectively. Moreover, 3.4% tested positive for at least one drug. The drugs that tested positive were as follows: PCP (5%), MDMA (1.8%), THC (1.6%), BZO (0.5%), and MET (0.5%). The adjusted logistic regression showed an increased risk of depression among workers (OR = 3.777; p-value = 0.008), cigarette smokers (OR = 2.948; p-value = 0.04), waterpipe smokers (OR = 4.458; p-value = 0.041), and coffee users (OR = 2.883; p-value = 0.046). In conclusion, Palestinian adolescent refugees are at increased risk for behaviors that can lead to poor health outcomes, such as high-risk substance use, including illicit drugs, alcohol use, tobacco smoking, and ED intake. The results of this study reveal alarming figures on drug use associated with depression in refugee camps, which demand controlling interventions.
Özet:
Filistinli ergen mülteciler, yüksek riskli madde kullanımı gibi olumsuz sağlık sonuçlarına yol açabilecek davranışlara daha yatkındır. Bu araştırma, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Filistinli erkek ergen mülteciler arasında madde kullanımının yaygınlığına ve bunun depresyon ile ilişkisine odaklanmaktadır. Yedi mülteci kampından beşinde orantılı tabakalı örnekleme tekniği kullanılarak kesitsel bir çalışma yürütülmüştür..
Sosyo-demografik veriler, öz-bildirimli madde kullanımı ve depresyon ölçeği bilgilerini toplamak için yapılandırılmış anket temelli görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca, katılımcıların idrar örneklerinde çeşitli uyuşturucuların varlığını tespit etmek için idrar tarama testleri uygulanmıştır. Nihai örneklem büyüklüğü 386 erkek mülteciydi; %24.0’ı çalışıyordu ve %13.7’si daha önce çalışmıştı. Öz-bildirimli madde kullanımında; %26.9 sigara, %12.4 e-sigara, %28.0 nargile, %37.0 kahve, %60.4 enerji içeceği ve %2.6 alkol kullandığını bildirmiştir. Ayrıca, %3.4 en az bir uyuşturucu için pozitif çıkmıştır. Pozitif çıkan uyuşturucular şunlardı: PCP (%5), MDMA (%1.8), THC (%1.6), BZO (%0.5) ve MET (%0.5).
Düzeltilmiş lojistik regresyon, çalışanlarda (OR = 3.777; p = 0.008), sigara içenlerde (OR = 2.948; p = 0.04), nargile içenlerde (OR = 4.458; p = 0.041) ve kahve kullananlarda (OR = 2.883; p = 0.046) depresyon riskinde artış gösterdi.
Filistinli ergen mülteciler, yasa dışı uyuşturucu kullanımı, alkol tüketimi, tütün kullanımı ve enerji içeceği tüketimi gibi yüksek riskli madde kullanımını içeren olumsuz sağlık sonuçlarına yol açabilecek davranışlara daha yatkındır. Bu çalışmanın sonuçları, mülteci kamplarında depresyon ile ilişkili uyuşturucu kullanımı hakkında endişe verici rakamları ortaya koymakta ve kontrol edici müdahalelerin gerekliliğini vurgulamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Madde kullanımı; depresyon; Filistinli ergen mülteciler; UNRWA; amfetamin; THC; Filistin
